TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ FAALİYETLERİ

Sayılarının üçe inmesi kamu işveren sendikalarına büyük bir koordinasyon kolaylığı getirmiştir. Yürüttükleri toplu iş sözleşmeleri ile ilgili olarak devamlı ve sağlıklı bilgi akışını sağlamışlardır. Ayrıca çalışma hayatı ile ilgili gelişmeleri geniş bir alanda takip edip değerlendirmek imkanına sahip olmuşlardır. Sendikamız 1986 yılından günümüze kadar üye kuruluşlarını kapsayan en doğru bilgileri toplamış ve 1989 yılından itibaren de bu istatistikleri yayımlayarak Türk Çalışma Hayatına çok yararlı ve kapsadığı kitle itibariyle de en gerçekçi sonuçları gösteren belgeleri kazandırmıştır.

Kamu işveren sendikaları 1986 yılında gerçekleştirmeyi başardıkları güçlü sendikal örgüt yapıları sayesinde toplu iş sözleşmesi müzakerelerinde prensiplerinden hiç taviz vermemişlerdir. Bu tavırları işçi sendikalarınca “dayatmacı ve katı” olarak eleştirilse de yapılan çalışmalar göstermiştir ki, kamu kuruluşları ücretli ve ücretsiz izin sürelerinde kıdem tazminatı gün sayılarında özel sektöre nazaran çok ileri hükümlere sahiptirler. Kamu işveren sendikaları bu süreleri dondurarak daha ileri düzeye çıkmalarını engellemiş, prensip olarak çalışma sürelerini azaltıcı hiçbir hüküm kabul etmemiş, sendikal izinler, tutukluluk süreleri ve yeniden işe başlatma gibi maddelerde tüm kamuya paralel düzenlemeler getirmiş, kamu kuruluşlarının aynı toplu iş sözleşmesi maddelerini yorum farklılıkları nedeniyle birbirlerinden değişik uygulamaları sonucu oluşan hataların takipçisi olmuş, uygulamada da birlik ve beraberliğin tesisini sağlamaya çalışmıştır. İşkolunun ve işyerinin özelliklerinin gereği yapılan toplu iş sözleşmeleri düzenlemeleri dışında normatif hükümlerde de paralellik sağlamaya çalışmıştır.

1987 yılı sonrasında 6’şar aylık ücret zammı sistemini kamu toplu iş sözleşmelerine yerleştirmişlerdir. Zamanla bu sistemi işçi sendikalarına da benimseterek enflasyonist bir ortamda bu uygulamanın işçi yararına olduğunu göstermişlerdir. 1989 yılı sözleşmelerinde üye işyerlerinin gerek işletme şartlarının gerekse mali yapılarının elverdiği ölçüde işgücünün verimliliğini arttırıcı, ücret-verim ilişkisini dengeleyici ve işyerlerinin huzurunu koruyucu bir politika izleyerek hem işçilerin hem de üyelerinin hak ve menfaatlerini korumaya çalışmışlardır. Gerçektende çok sayıda ve devamlı artma eğilimi gösteren sosyal yardımların birleştirilmesi, tek-eşit ve aylık ödemeler halinde bir ödemeye dönüştürülmesi bu gün kamu kuruluşlarında çalışan işçilerin tamamının aylık ve aynı miktarda sosyal yardım almalarını sağlamıştır. O dönemin TİSK Genel Sekreteri Sendikamızın 16. Genel Kurulunda yaptığı konuşmasında “Kamu işveren sendikalarının öncelikle kamu kuruluşlarının büyük güvenini kazanarak, onlar nezdinde rüştünü ispat ettiğini, kimi zaman dost, kimi zaman da sair çevrelerden kendilerine yöneltilen hücumlara ve aleyhte söylemlere sosyal politikalarda ne kadar etkili olduklarını göstermek suretiyle cevap verdiklerini, özel sektör işveren sendikalarının bile pek çoğunun başaramadığı sosyal yardımların gruplandırılması ve adedinin azaltılması gibi hususları toplu iş sözleşmelerinde başardıkları” nı belirterek görüşlerini dile getirmiştir. 1987 yılından itibaren işçi ücretlerinin enflasyona ezdirilmemesi hedef alınarak beklenen enflasyon oranında ücret zammı uygulaması yapılmış, beklenen oranın aşılması halinde oluşan farklar ise dönem sonunda işçilerin ücretlerine ilave edilmiştir.

Kamu İşveren Sendikalarının güçlenmesi ve ilkeli toplu pazarlık görüşmeleri İşçi Sendikalarını etkilemiş ve TÜRK-İŞ kendi bünyesinde Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Koordinasyon Kurulu'nu oluşturmuştu. 1989 - 1991 ve 1993 yılları toplu iş sözleşmeleri TÜRK-İŞ Koordinasyon Kurulu ile Kamu İşveren Sendikaları arasında global bir toplu pazarlık şeklinde yürütülmüş, taraflar arasındaki uyuşmazlıklar boyut kazanınca, Hükümetler de görüşmelere katılmak durumunda kalmışlardı. Bu gelişmenin iyi yanı, özel sektör noksanıyla üçlü sistemin uygulamaya girmesi ve milli seviyede ücret politikaları uygulamasının yolunun açılmış olmasıydı. Ancak işçi kesiminin bir ayırım yapmaya yanaşmaması nedeniyle işkolu, işletme veya işyeri düzeyinde toplu pazarlığın bilinen kriterlerini uygulamaya imkan tanımayan aynı zamanda işçilere bağlı özellikleri de değerlendirmeye izin vermeyen ücret anlaşmaları olmuş ve işçi ücretleri kamu kesiminde reel olarak artış göstermişti.

Kamu kesiminde toplu iş sözleşmeleri ortalama bir değerlendirme ile 1/3'ü çiftli yıllara, 2/3'ü tekli yıllara dağılmış durumdaydı. 1992 yılında yaklaşık 230 Bin işçiyi kapsayan 59 adet toplu iş sözleşmesi bir yıl süreli olarak yapıldı. Dolayısıyla 1993 yılından itibaren kamu kesimindeki toplu iş sözleşmelerinin tamamı tekli yıllara çekilmiş oldu.

1994 yılı Türk Çalışma Hayatında önemli bir tarih oldu. Türk ekonomisi, özellikle kamu maliyesi tıkanmıştı. Hükümet 5 Nisan 1994 tarihinde Ekonomik Önlemler Uygulama Planı'nı açıkladı. Türk Ekonomisinin sıkıntısı kabul edilmiş ve tedbirler ortaya konulmuştu.

Bu programın amacı; enflasyonu hızla düşürmek, Türk Lirasına istikrar kazandırmak, ihracat artışını hızlandırmak, ekonomik ve sosyal kalkınmayı, sosyal dengeleri de gözeten sürdürülebilir bir temele oturtmaktı.

Kamu kesiminde 1993 yılı içinde yapılan toplu iş sözleşmelerinin yürürlük süreleri 1995 yılının Ocak ve Ekim ayları arasında sona erecekti. Bu dönem bir kısım toplu iş sözleşmeleri için 4., bir kısmı için 5. dilim enflasyona endeksli ücret zamlarının uygulanacağı dönemdi. Kamu kurum ve kuruluşları bu zamları ödeme imkanlarının bulunmadığını bildiriyorlardı. Acaba bu zamları bir takvime bağlayarak bir süre erteleme imkanı olabilir miydi ? Konu Kamu İşveren Sendikaları, TÜRK-İŞ ve Hükümet arasında görüşülmeye başlanıldı. Hatırlatmak gerekir ki, bu tarihlerde özel kesimde üretimi durduran fabrikalar, işçilere tam veya kısmi ücretle verilen zorunlu izinler, ücretsiz izinler, toplu iş sözleşmelerinin ücret zamları başta olmak üzere çeşitli maddelerinde yapılan değişiklikler ve yoğun işçi çıkarmaları yaşanıyordu. Türk çalışma hayatı kriz ekonomisi ile tanışıyor ve Batıda elde edilmiş tecrübeler Türk çalışma hayatı ve endüstri ilişkileri sistemine taşınıyor ve hepimizi ziyadesi ile ilgilendiriyor ve etkiliyordu.

TÜRK-İŞ kamu kesimindeki sıkıntıyı görmüş ve son dilim ücret zamlarının bir ödeme takvimine bağlanması konusunu Başkanlar Kurulu'nda görüşmüş ve oluşturduğu ödeme planı teklifini Hükümete sunmuştu. Uzun görüşmeler sonucunda mutabakat sağlandı ve ödeme planı Ekim ayı içinde 1994/39 sayılı genelge ile kamu kurum ve kuruluşlarına duyuruldu. Ödemelerde bu takvime uygun olarak yapıldı. Ancak bazı Sendikalar bu anlaşmayı kabul etmeyerek davalar açtılar. Yargıtay uygulamayı yerinde buldu. Böylece Türk İş Hukuku uygulamasına "İşlemin Temelden Çökmesi" kavramı girdi ve üzerinde yeteri kadar tartışma yapıldı.

1995 yılında yapılacak kamu kesimi toplu pazarlığının yukarıda özetlenen gelişmelerin oluşturduğu atmosfer içinde başlayacağı belli olmuştu.

Yaşanan sıkıntılar, Kamu işveren Sendikalarının bir kısım üyesi kuruluş yöneticileri ve Devletin bazı merkez teşkilat birimleri tarafından tenkit edilmesine neden olmuştu. Hatta basında, bundan böyle kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinin Maliye Bakanlığı tarafından yapılacağı şeklinde toplu pazarlık sisteminin kabul edemeyeceği haberler yer alıyordu.

Kamu İşveren Sendikaları da gelişmelerden yeterince sonuç çıkarmıştı. 1994 yılının sonuna doğru Kamu İşveren Sendikaları, kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinden sorumlu Sayın Devlet Bakanı'nın yardımları ile; Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Devlet Personel Başkanlığı, yetkililerinin katıldığı bir dizi toplantı yaptılar. Kamu İşveren Sendikaları yeni döneme ilişkin düşüncelerini ortaya koydular, tartışıldı ve ilkeler demeti tespit edildi.

Kamu Kesiminde işçi Ücretleri (31.12.1994)" ve "Kamu ve Özel Kesimde İşçi Ücretleri, İşçi Emeklileri Ücretleri, Devlet Memurları Ücretleri" isimli 600 sayfayı aşan iki doküman, başta TÜRK-İŞ ve İşçi Sendikalarına olmak üzere şeffaflık ilkesi gereği açıklandı.

1995 yılı içinde kamu kesiminde akdedilmesi gereken 147 adet toplu iş sözleşmesinin kapsamında yaklaşık 565 bin işçi bulunuyordu.

Kamu İşveren Sendikaları ise; üye kuruluşlarının ödeme güçlüğünü, ücretler arasındaki dengesizliği, ücrete bağlı ödemelerde kurumlar arasındaki farklılıkları dikkate alarak, ücretlere yansımayan dolayısıyla ücrete bağlı ödemeleri de etkilemeyecek bir ödeme kalemi yaratarak, zammı bu yolla yapmak istiyordu. Bu dönem toplu pazarlık görüşmeleri, tarafların kamuoyunu bilgilendirme konusunda en fazla gayreti sarf ettikleri dönem oldu. Kamu İşveren Sendikaları ücret pazarlığı ile ilgili gelişmeleri ve düşüncelerini gerekçeleri ile kamuoyuna devamlı aktardılar. Uzun ve yorucu müzakereler sonucunda, 27.10.1995 tarihinde anlaşma sağlandı. Anlaşma metni Hükümet, TÜRK-İŞ ve Kamu İşveren Sendikaları arasında imzalandı ve Sendikamız gündemindeki 90 adet toplu iş sözleşmesi varılan bu mutabakat çerçevesinde sonuçlandırıldı.

Dört dönem yapılan global toplu pazarlık, mevcut 3 Kamu İşveren Sendikasına tek bir görünüm kazandırdı. İşçi Sendikaları, kamuoyu, hatta Hükümetler dahi "Kamu İşveren Sendikası" diyorlardı. Gerçekten de yürütülen toplu pazarlık yoğun bir koordinasyon ve birlikte çalışmayı gerektiriyor, Devlet politikası haline gelen özelleştirme uygulamaları da ayrı ayrı Kamu İşveren Sendikalarını küçülterek, birleşmeye zorluyordu. Birlikte uygulamalarda üç ayrı hükmî şahsiyetin varlığı zaman kaybına neden oluyor, temsil kabiliyeti konusunda çatışmalar yaşanıyor, Sendikaların kaynak kullanımında israfa neden oluyordu. Bütün bu nedenlerle, 11.11.1995 tarihinde üç Kamu İşveren Sendikasının ayrı ayrı yapılacak Genel kurullarında tek sendika haline gelmelerine ve birleşmenin ise KAMU-İŞ'te olmasına karar verildi. KAMU-İŞ Genel Kurulunda, oybirliği ile TÜRK KAMU-SEN ve TÜHİS'in katılma kararlarını kabul kararı alındı. TÜRK KAMU-SEN aynı gün yaptığı Genel Kurulda oybirliği ile alınan karar uyarınca KAMU-İŞ'e katıldı. TÜHİS Genel Kurulunda ise, varılan mutabakata uyulmadı ve katılma kararı 20'ye karşı 26 oy'la reddedildi. 12 Kasım 1995 günü kamu kesiminde iki tane Kamu işveren Sendikası bulunuyordu. KAMU-İŞ tek sendika görüşünü muhafaza ediyor, 52. ve 53. Hükümet döneminde olduğu gibi 54. Hükümetin kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinden sorumlu Sayın Devlet Bakanı da tek sendikayı uygun gördüklerini açıklıyordu.

1 Kasım 1996 tarihi itibariyle TÜRK-İŞ üyesi sendikalara start vermiştir. 15 Ağustos 1996 tarihinde yapılan TÜRK-İŞ Başkanlar kurulu toplantısını takiben açıklanan bildiride "1997 yılı kamu kesimi toplu iş sözleşme görüşmeleri, bu güne kadar olduğu gibi, TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulunun yönlendiriciliğinde sürdürülecektir" ifadesi yer almıştır.

KAMU-İŞ, 1997 yılı toplu pazarlığa bakışını Devletin ilgili birimlerine aşağıda özetlendiği şekliyle sunmuştur.

- Toplu pazarlık, sorumlu Devlet Bakanlıklarının Koordinasyonunda aşağıdaki esaslar çerçevesinde Kamu İşveren Sendikası tarafından sendikal faaliyetlerin gereğine uygun şekilde yürütülmelidir.
- Kamu kurum ve kuruluşları yöneticileri, üyesi bulundukları Kamu İşveren sendikalarına bilgi vermeli, öneride bulunmalı ve birlikte çalışmalı, işçi sendikaları ile bağlayıcı görüşmeler yapmamalıdır.
- Kamu İşveren Sendikalarına üye olmayan kamu kurum ve kuruluşları için toplu pazarlığa ilişkin genel ilkeler dışında kalma ayrıcalığı yaratılmamalıdır.
- Üçlü yapı içerisinde toplu pazarlık düzeninde geçerli olacak "çerçeve-temel anlaşmalar" dışında, Konfederasyonlar ile global bir pazarlığa gidilmemeli, toplu pazarlık kural olarak taraf işçi ve işveren sendikaları arasında yürütülmelidir.
- Toplu iş sözleşmeleri, işkolunun, işletmenin ve işyerlerinin özellikleri, işletmenin ekonomi içindeki yeri ve önemi, kârlılık ve verimlilik durumu, ödeme kabiliyeti ve benzeri bilimsel esas ve dayanaklar dikkate alınarak, ayrı ayrı yapılmalıdır.
- Çalışma hayatımızı düzenleyen Kanunlarda esneklik ihtiyacına yönelik yeni düzenlemelere uygun olarak toplu iş sözleşmeleri maddelerinde de gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
- Ücret zamlarının tespitinde enflasyon, ana ve tek ilke olmaktan çıkarılmalı, enflasyona endeksleme uygulamasından vazgeçilmelidir.
- Sözleşmelerde işletmecilik esaslarından uzak, oransal veya maktu şekilde seyyanen zam uygulanmamalı, ücret zamları yukarıda açıklanan ilkelere göre tespit edilmelidir.
- Giydirilmiş ücreti küçültücü düzenlemelere gidilmelidir. Başka bir deyişle yan ödemelerle ücret büyütülmemelidir.
- Toplu iş sözleşmelerinin yürürlük süreleri en az iki yıl olmalı ve zam dönemleri yukarıda açıklanan ilkelere göre farklı olarak tespit edilebilmelidir.
- Son dönem görüşmeleri başlarken; İşçi Sendikaları, 1997 yılı bütçesinde personel giderleri için öngörülen artışı veya deflatör oranında bir ücret artışını, kendilerine yapılmış ve kabulü mümkün olmayan bir teklif olarak değerlendirmişlerdir.

1997 Yılı kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri ile ilgili görüşmeler devam ederken, Şeker ve TCDD toplu iş sözleşmelerinde anlaşmaya varıldı. Bu sözleşmelerin ücret zammı ve parasal konulara ilişkin sonuçları, kamu kesimi toplu pazarlığının genelini etkiledi.

Bu uygulamalar ile toplu iş sözleşmelerinin kapsadığı sektörlerin özelliklerine göre yapılan diğer ilaveler sonucu; birinci altı aylık dönemde; 17.010.000.-TL/AY asgari ücretle çalışan bir işçinin ücreti 40.000.000.-TL/AY'a (% 135 artış), kamu kesiminde 37.000.000.-TL/AY olan ortalama çıplak ücret % 84 artışla 68.000.000.-TL/AY'a, ortalama 60.000.000.-TL/AY olan giyinik ücret ise 119.000.000.-TL/AY'a yükseldi. Bu artışlarla, kamu kesiminde aylık ortalama 71.000.000.-TL olan işçi başına maliyet, 143.000.000.-TL oldu. Sözleşmenin birinci altı ayında bu seviyeye gelen ücretlerin, ikinci altı ayın aybaşından itibaren de Eşel-Mobil sistemi uygulandı.

Sendikamızca 1999 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmelerine yönelik olarak Kamu Toplu İş Sözleşmelerinin koordinasyonu ile görevli Devlet Bakanı ve Devletin ilgili birimlerine sunulmak üzere rapor hazırlanmıştır.

Bu rapora göre, Kamu İşveren Sendikalarına üye kuruluşlarda 1999 yılında akdedilecek toplu iş sözleşmesi sayısı 150, kapsamdaki işçi sayısı ise 458185 olarak belirlenmiştir. Bu toplu iş sözleşmelerinin 135 adedi TÜRK-İŞ'e, 11 adedi HAK-İŞ'e, 4 adedi DİSK'e üye sendikalarla akdedilecektir. Kamu İşveren Sendikaları 1999 yılı toplu iş sözleşmesi görüşmelerini, 24 ayrı işkolunda faaliyet gösteren toplam 35 işçi sendikası ile yürütecektir. Mevcut verilerle sözleşmelerin sona erdiği tarihteki genel ortalama çıplak ücret 166.000.000.-TL/AY olarak hesaplanmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda 1999 yılı kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri ile ilgili olarak Hükümet ve TÜRK-İŞ arasında 27 Mart 1999 tarihli Genel Anlaşma Protokolü ve daha sonra 22 Nisan 1999 tarihli İyileştirme Tutanağı imza edilmiştir.

2001 yılında sendikamızca akdedilmesi gereken yaklaşık 100 toplu iş sözleşmesi ile birlikte akdedilmesi beklenen 150 civarındaki kamu toplu iş sözleşmesi ile ilgili çeşitli rakamsal bilgiler ve bu bilgilerden hareketle hazırlanan mukayeseli tablolar ayrıntılı bir biçimde rapor haline getirilmiş, hiçbir yorumun yer almadığı bu rapor, başta Kamu Toplu İş Sözleşmelerinin Eşgüdümünden sorumlu Devlet Bakanı olmak üzere Devletin ilgili birimlerine verilmiştir.

2001 yılı Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri ile ilgili olarak tarafımızdan özet olarak aşağıdaki tespitler dikkate sunulmuştur.

- Kamu işveren sendikalarına (KAMU-İŞ ve TÜHİS) üye kuruluşlarda 2001 yılı içinde işyeri veya işletme düzeyinde olmak üzere 23 işkolunda yaklaşık 440 bin işçiyi kapsayan toplam 145 toplu iş sözleşmesi akdedilecektir.
- Bu sözleşmelerden, 424 bin işçiyi kapsayan 130'u TÜRK-İŞ, 15 bin işçiyi kapsayan 11'i HAK-İŞ, 645 işçiyi kapsayan 4'ü DİSK'e bağlı sendikaların taraf olduğu toplu iş sözleşmeleridir. Sözleşmelerden 166 bin işçiyi kapsayanı 01 Ocak 2001, 269 bin işçiyi kapsayanı 01 Mart 2001 yürürlük başlangıçlıdır.
- Şeker, Tügsaş, İgsaş ve yerel yönetimlere ait toplu iş sözleşmeleri kamu işveren sendikaları dışında yürütülmektedir.
- Kamu işveren sendikalarınca akdedilecek toplu iş sözleşmelerinin kapsamındaki işçilerin 31.12.2000 tarihi itibariyle ortalama; çıplak ücretleri 527 Milyon TL/AY, giydirilmiş ücretleri 896 Milyon TL/AY işçilik maliyeti 1.108 Milyon TL/AY'dır.
- Bu çalışmada; ayrıca toplu iş sözleşmelerinin kapsamındaki işçilerin bütçe türlerine göre dağılımı, grev yasağı ve kısmi grev yasağı olan işyerleri, çıplak ve giydirilmiş ücretler ile ücret maliyetini oluşturan unsurlar, ücretlerin ve ücret maliyetlerinin işkolları itibariyle görünümü, sosyal yardımların dökümü, kamuda çalışan işçilerin ücretlerinde meydana gelen gelişmeler ve bu ücretlerin diğer çalışanların ücret ve maaşları ile mukayesesi, TİSK kapsamındaki işçilerin ücret ve işgücü maliyetleri gibi veriler yer almaktadır.
- Mevcut verilere göre; Kamu kesiminde çalışan işçilerin 2000 yılı 12 aylık ortalama ve yıl sonu aylık çıplak ücretleri ve net ücret gelirleri bir önceki yıla nazaran reel olarak artmıştır.
- 2000 yılında kamu işçileri net ele geçen gelir bakımından ortalama olarak ayda 563 Milyon TL gelir elde etmiştir. Bir başka ifade ile ortalama olarak bir kamu işçisi milli gelirin paylaşımı açısından 2000 yılında 6,8 Milyar TL gelir elde etmiş olup, bu gelir kamu işçisi bakımından kullanılabilir gelirdir. Oysa ülkemizde aynı dönemde tahminlere göre fert başına GSMH 2 Milyar TL civarında gerçekleşeceği beklenmektedir ve bu kullanılabilir gelir de değildir. Dolayısıyla, 2000 yılında kamu işçisi fert başına milli gelirin 3 katını aşan bir gelir elde etmiştir. Yine ülkemizde faal nüfus ve emekliler ile ilgili çalışmamızdan, 2000 yılı için aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir:
- Sözleşmeli personel de dahil olmak üzere yaklaşık 2 Milyon kamu görevlisi ortalama olarak ayda 218 Milyon TL, yılda 2,6 Milyar TL,
- Mahalli idarelerde, İgsaş, Tügsaş, şeker fabrikaları gibi kamu işveren sendikası üyesi olmayan kamu işyerlerinde çalışan yaklaşık 130 bin kamu işçisi ortalama olarak ayda 350 Milyon TL, yılda 4,2 Milyar TL,
- Kamu işveren sendikaları hariç TİSK'e üye işveren sendikaları işyerlerinde çalışan 159 bin özel sektör işçisi ortalama olarak ayda 465 Milyon TL, yılda 5,5 Milyar TL,
- Sendikaların örgütlenemediği, dolayısıyla toplu iş sözleşmesi olmayan işyerlerinde hizmet akdi ilişkisi içinde çalışan yaklaşık 5 Milyon işçi ortalama olarak ayda 115 Milyon TL, yılda 1,4 Milyar TL,
- Kendi hesabına çalışan ve bir şekilde işveren niteliği taşıyan yaklaşık 3,1 Milyonu kayıt dışı olduğu belirlenen 6,1 Milyon kişi ise ortalama olarak ayda 432 Milyon TL, yılda 5,2 Milyar TL,
- Ülkemizde tarım sektöründe (tarımdaki ücretsiz aile işçileri de dahil) çalışan yaklaşık 7 Milyon kişi ortalama olarak ayda 168 Milyon TL, yılda 2 Milyar TL, gelir elde etmiştir.
- Emekliler açısından konuya bakıldığında ise sadece normal emekli ya da yaşlılık aylığı alanlar bakımından (dul-yetim vb.hariç) 2000 yılında 797 bin memur emeklisi ortalama olarak ayda 185 Milyon TL, yılda 2,2 Milyar TL, yaklaşık 2 Milyon işçi emeklisi ayda 111 Milyon TL, yılda 1,3 Milyar TL, 721 bin Bağ-kur emeklisi ise ayda 92 Milyon TL, yılda 1,1 Milyar TL gelir elde etmiş bulunmaktadır.
- Yapılan çalışmalarda elde edilen önemli bir sonuç da ülkemizdeki kayıt dışı istihdamın boyutlarıdır. Bu çalışmaya göre hizmet akdi ilişkisi içinde çalışan kayıt dışı işçi sayısı yaklaşık 2,2 Milyon, kayıt dışı olarak kendi nam ve hesabına çalışan kişi sayısı ise yaklaşık 3,1 Milyon olarak ortaya çıkmıştır.
- Hizmet akdi ilişkisi içinde kayıt dışı çalışan kişiler ise 2000 yılında ortalama olarak ayda 115 Milyon TL, yılda 1,4 Milyar TL gelir elde etmişlerdir.
- Yukarıdaki sonuçlardan da görüldüğü gibi kamu işçisi iş güvencesinin varlığının yanında faal nüfus içerisinde elde ettiği gelir açısından ülkemiz şartlarında çok iyi seviyede bulunmaktadır.
- Bu dönemde toplu pazarlıkta ücret tespitinin kriterlerinden biri olan enflasyon oranının, tek ölçü olarak kullanılması kamu işveren sendikalarınca uygun görülmemektedir.
- Verimlilik, karlılık, ödeme gücü, emsal ücretler gibi diğer kriterlerin de kullanılması ve kamu toplu iş sözleşmelerinin global bir pazarlık sonucu değil, kurum bazında ve işletmelerin içinde bulundukları şartları da değerlendirerek sonuçlandırılması uygun görülmektedir.
- 14 Mart 2001 tarihli acil önlem paketinde yer alan "kamu işçilerinin ücretleri, istihdam kaybına yol açılmadan 1999-2000 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmeleriyle sağlanan reel artışlar, bütçe imkanları ve kamu işletmelerinin ödeme kabiliyeti dikkate alınarak, kamu kesimi çalışanları arasında ücret adaleti gözetecek şekilde ayarlanacaktır." şeklindeki paragraf kamu işveren sendikalarının görüşleri ile örtüşmüştür.

Yapılan uzun süreli görüşmelerin neticesinde 22 Mayıs 2001 tarihinde mutabakat sağlanmış ve "2001 Yılı Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Genel Anlaşma Protokolü" TÜRK-İŞ yetkilileri ile imza edilmiştir.

Böylelikle üye kuruluşlarda uygulamak üzere akdedilmesi gereken 2001 yılı toplu iş sözleşmelerinin tamamı yıl içinde genel anlaşma protokolü çerçevesinde sonuçlandırılmıştır.

Kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmakta olan toplu iş sözleşmeleri genel olarak 2001 yılında akdedildiğinden dolayı 2002 yılı bu anlamda sakin bir yıl olarak geçmiş,

Gerek özelleştirme uygulamaları, gerekse uygulanmakta olan ekonomik politikaların bir sonucu olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında son yıllarda başlayan işçi sayısındaki azalma eğilimi, 2002 yılında da sürmüş, üyemiz kuruluşlarda yıl bazındaki ortalama işçi sayısı 2000 yılında yaklaşık 204 bin iken, 2002 yılında 171 bin civarına düşmüştür.

2003 yılında sendikamızca akdedilmesi gereken yaklaşık 100 toplu iş sözleşmesi ile birlikte akdedilmesi beklenen 150 civarındaki kamu toplu iş sözleşmesi ile ilgili çeşitli rakamsal bilgiler ve bu bilgilerden hareketle hazırlanan mukayeseli tablolar ayrıntılı bir biçimde rapor haline getirilmiş ve her dönem olduğu gibi başta Kamu Toplu İş Sözleşmelerinin Eşgüdümünden Sorumlu Devlet Bakanı olmak üzere Devletin ilgili birimlerine verilmiştir.

Sendikamız, üye kuruluşlardan gelen talepleri de dikkate alarak yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde bir önceki dönemden farklı olarak aşağıda özetlenen hususları gündeme getirmeyi kararlaştırmıştır.

- Toplu iş sözleşmelerinde yer alan mevcut düzenlemelerin; 2003 yılında yürürlüğe girecek olan ve kısaca “İş Güvencesi” olarak adlandırılan Kanun ile yine 2003 yılında Kanunlaşması beklenen (Kanunlaşmıştır) yeni İş Kanunu hükümlerine, en azından gelişen ve değişen çalışma hayatının gereklerine aykırılık teşkil eden veya engelleyen toplu iş sözleşmesi hükümleri günümüz şartlarına uygun hale getirilmelidir.
- Düzenleniş şekli itibariyle amacını aşmış (Yıllık izinde iaşe bedelinin ödeneceğine ilişkin düzenleme gibi) veya hiç uygulama imkanı kalmamış (Yeni işe alınacak işçiler ile ilgili özel düzenlemeler gibi) toplu iş sözleşmesi hükümlerine yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde yer verilmemelidir.
- Daha önceki dönemlerde normal üretim standartları dikkate alınarak gerek üretimi, gerekse kaliteyi ve verimliliği teşvik etmek amacıyla düzenlenmiş, ancak günümüzde normal üretimin çok altına düşmüş veya hiç üretim yapamaz hale gelmiş işletmelerdeki üretime dayalı prim vb. teşvik edici ödeme kalemlerinin kaldırılmalıdır.
- İşverenler açısından zaman ve kaynak israfına ve yasal bir takım zorluklara sebebiyet veren ve aslında işçiye direk olarak katkı sağlamayan, ancak işletmelere büyük yük getiren sosyal yardım amaçlı giyim eşyaları, havlu, sabun, süt gibi aynı yardımlar ile parasal açıdan sembolik hale gelmiş diğer pek çok ödeme kaldırılarak, bu yardım ve ödemelerin tek kalemde birleştirilerek nakdi ödemeye dönüştürülmelidir.
- Sosyal nitelikli ödemelerin miktarı ile her türlü izinlerin gün sayıları, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında eşit hale getirilmelidir.
- Ücret, ücrete bağlı ödemeler, ücret benzeri ödemeler ile sosyal yardımların tahakkuk ve ödeme esasları konusunda kamu kurum ve kuruluşları arasında uygulama birliğine aykırı düşen hükümler yeniden düzenlenmelidir.

Müzakereler yürürken Kamu Toplu İş Sözleşmelerinin Eşgüdümü ile görevli Devlet Bakanı ile TÜRK-İŞ yetkilileri 2003 yılı kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinin bir an önce sonuçlandırılması için görüşmelerde bulunmuşlar ve bu görüşmeler sonucunda; 22 Temmuz 2003 tarihli “2003 Yılı Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Anlaşma Protokolü” ilgili Devlet Bakanı ile TÜRK-İŞ yönetimi arasında imza edilmiştir.

Sendikamız protokol çerçevesinde toplu iş sözleşmeleri bağıtlamışlardır. Dönem içinde Sendikamıza intikal eden grev kararları ile grev uygulama Kararları incelenerek, üyelerimiz bilgilendirilmiş, hiçbir uyuşmazlıkta Lokavt kararı alınmamış, ayrıca üyelerimizin hiçbirinde grev uygulaması olmamıştır.

Bilindiği üzere kamu kesiminde 2003 yürürlük başlangıçlı toplu iş sözleşmeleri 2003 yılında varılan genel mutabakat çerçevesinde yenilendiğinden, Sendikamızda 2004 yılı, toplu sözleşme görüşmeleri açısından sakin olarak geçmiştir. Ancak 2003 yılında yürürlüğe giren yeni İş Kanununun uygulamaları açısından üye kuruluşlarımızda bir çok sıkıntı meydana gelmiş, üyemiz kuruluşlarca Sendikamızdan toplu sözleşme hükümlerinin yeni İş Kanuna göre nasıl uygulanacağına dair çok sayıda mütalaa istenmiştir.

Sendikamız da bu dönemi; sıkıntıların en aza indirilmesi amacıyla yeni İş Kanununun uygulamaları ile ilgili yoğun eğitim programlarına ayırmış ve üyelerimizin bilgilendirilmelerini sağlamıştır. Ayrıca yine toplu iş sözleşmelerinin uygulamaları ve çalışma hayatı ile ilgili hususlarda, üyelerimize gerekli mütalaalar verilmiş, böylece üyelerimiz arasında uygulama birlikteliğinin sağlanmasına çalışılmıştır.

Kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmakta olan toplu iş sözleşmelerinin tamamına yakını 2005 yılında akdedileceğinden sendikamızda, 2004 yılının ilk yarısından itibaren ön hazırlık çalışmalarına başlamış ve üye kuruluşlarımızla işbirliği yapmak suretiyle yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde gündeme getirilecek hususları tespit etmiştir. Ayrıca kamu toplu iş sözleşmeleri ile ilgili çeşitli rakamsal bilgiler üye kuruluşlardan gelen taleplerde dikkate alınarak geçmiş dönemdeki raporların paralelinde bir raporu Kamu Toplu İş Sözleşmelerinin Eşgüdümünden Sorumlu Devlet Bakanı olmak üzere Devletin ilgili birimlerine verilmiştir.

Sendikamız üye kuruluşlardan gelen talepleri de dikkate alarak 2005 yılı toplu iş sözleşmelerinde aşağıdaki hususları gündeme getirmiştir.
- Toplu iş sözleşmelerinde yer alan mevcut düzenlemelerin, 2003 yılında yürürlüğe giren yeni İş Kanununa uygun hale getirilmesi, Üretime dayalı olmayan prim gibi ödemelerin kaldırılması,
- Düzenleniş şekliyle amacını aşmış (yıllık izinde iaşe bedelinin ödenmesi) gibi veya hiç uygulama imkanı kalmamış toplu iş sözleşmesi hükümlerinin çıkartılması,
- İşverenlerimize büyük yük getiren aynı zamanda ciddi sıkıntılara sebep olan servis araçlarının yerine taşıt yardımı olarak para verilmesi,
- Ücret, Ücrete bağlı ödemeler, ücret benzeri ödemeler ile sosyal yardımların tahakkuk ve ödeme esasları konusunda kamu kurum ve kuruluşları arasında uygulama birliğine aykırı düşen hükümlerin yeniden düzenlenmesi.

2004 yılının son aylarında başlayan 2005 yürürlük başlangıçlı toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sendikamız yetkilileri ile üye kuruluşlarımızca görevli kılınan personelden oluşan toplu iş sözleşmesi müzakere heyetleri tarafından sürdürülmüştür. Müzakerelerin her aşamasında üyemiz kuruluşlar bilgilendirilmiş, taraf işçi sendikalarının toplu iş sözleşmesi ile ilgili teklifleri birlikte değerlendirilmiştir.

Müzakereler devam ederken, Kamu Toplu İş Sözleşmelerinin Eşgüdümü ile görevli Devlet Bakanı ile Türk-İş yetkilileri müzakerelerin bir an önce sonuçlandırılması için görüşmelere başlamışlardır. Görüşmeler sonucunda 04.07.2005 tarihli “2005 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü” ilgili Devlet Bakanı ile Türk –İş yönetimi arasında imza edilmiştir. Sendikamızın gündeminde bulunan işyeri ve işletme düzeyinde toplam 80 i aşkın toplu iş sözleşmesinde Kamu Çerçeve Protokolüne uygun şekilde anlaşma sağlanmış, dönem içinde Sendikamıza intikal eden grev kararlarına karşı lokavt kararı alınmamıştır.


Kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmakta olan toplu iş sözleşmelerinin tamamına yakını 2007 yılında akdedileceği için Sendikamız; 2006 yılının ilk yarısından itibaren ön hazırlık çalışmalarına başlamış ve üye kuruluşlarımızla işbirliği yapmak suretiyle yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde gündeme getirilecek hususları tespit etmiştir.

Sendikamız üye kuruluşlardan gelen talepleri de dikkate alarak 2007 yılı toplu iş sözleşmelerinde aşağıdaki hususları gündeme getirmiştir.
- Toplu iş sözleşmelerinde yer alan mevcut düzenlemelerin, 2003 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı yeni İş Kanununa uygun hale getirilmesi, özellikle haftalık 45 saatlik çalışma süresi altında belirlenen haftalık çalışma sürelerinde ve genel olarak fazla çalışma ücretinin Kanun hükümlerine uygun bir şekilde ödenebilmesi, fazla sürelerle çalışmanın tanımı ve bu çalışmalar karşılığında serbest zaman kullanımına ilişkin düzenlemelerin müzakere edilmesi, Üretime dayalı olmayan prim gibi ödemelerin kaldırılması,
- Düzenleniş şekliyle amacını aşmış (yıllık izinde iaşe bedelinin ödenmesi gibi) veya hiç uygulama imkanı kalmamış toplu iş sözleşmesi hükümlerinin çıkartılması,
- İşverenlerimize büyük yük getiren aynı zamanda ciddi sıkıntılara sebep olan servis araçları ve sosyal yardım niteliğindeki giyim malzemesi yardımlarının nakdi yardıma dönüştürülmesi,
- Ücret, Ücrete bağlı ödemeler, ücret benzeri ödemeler ile sosyal yardımların tahakkuk ve ödeme esasları konusunda kamu kurum ve kuruluşları arasında uygulama birliğine aykırı düşen hükümlerin yeniden düzenlenmesi.

2006 yılının son çeyreğinde başlayan 2007 yürürlük başlangıçlı toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, Sendikamız yetkilileri ile üye kuruluşlarımızca görevli kılınan personelden oluşan toplu iş sözleşmesi müzakere heyetleri tarafından sürdürülmüştür. Müzakerelerin her aşamasında üyemiz kuruluşlar bilgilendirilmiş, taraf işçi sendikalarının toplu iş sözleşmesi ile ilgili teklifleri birlikte değerlendirilmiştir. 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinin, takvimi etkilemesine de bağlı olarak müzakereler devam ederken, Kamu Toplu İş Sözleşmelerinin Koordinasyonu ile görevli Devlet Bakanı, Kamu İşveren Sendikaları ile Türk-İş yetkilileri, müzakerelerin bir an önce sonuçlandırılması için görüşmelere başlamışlardır.

Görüşmeler sonucunda 26.06.2007 tarihli “2007 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü”, ilgili Devlet Bakanı, Kamu İşveren Sendikaları ile Türk –İş yönetimi arasında imza edilmiştir.

Sendikamız bu toplu iş sözleşme yenileme döneminde yaklaşık 125 bin civarında işçiyi kapsayan toplam 74 toplu iş sözleşmesi akdetmiştir. Üyemiz Zonguldak Belediyesi toplu iş sözleşmesi ise 2008 yürürlük başlangıçlı olduğundan bu yılın gündemine gelmemiştir. Sümer Holding A.Ş. devredilen 3 şeker fabrikasının devir öncesi üye bulundukları Şeker İşveren Sendikasına üyeliklerinin devamı ve müzakere sürecinin de başlamış olmasını dikkate alan Sendikamız, müzakerelerin Şeker İşveren Sendikası tarafından yürütülmesini uygun görmüştür. Dönem içinde Sendikamıza intikal eden grev kararlarına karşı lokavt kararı alınmamıştır.

Sendikamızın taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinin tamamına yakını 2007 yılı içerisinde akdedilmekle birlikte, işkolu tespitinden kaynaklanan yetki uyuşmazlıkları nedeniyle “Büro” işkolunda yer alan T.C. Marmara ve T.C. Atatürk Üniversiteleri toplu iş sözleşmeleri 2008 yılına sarkmıştır.

Bu iki üyemiz Üniversite ile ilgili olarak “Sağlık-İş Sendikası”nın işkolu tespitine yönelik itirazları sonucu Tıp Fakülteleri hastaneleri “Sağlık” işkoluna girmiş, böylece bu Üniversitelerde hem sağlık hem de büro işkolunda olmak üzere dört adet toplu iş sözleşmesi “2007 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü” esasları dahilinde 2008 yılı içerisinde akdedilmiştir.

Üyemiz T.C. Yıldız Teknik Üniversitesi toplu iş sözleşmesi müzakereleri; yine yetki işlemlerinin gecikmesinden kaynaklanan nedenlerle 2008 yılına sarkmış, ancak görüşmelerde işçi sendikasının çerçeve anlaşma protokolü şartlarını kabul etmemesi sonucu toplu iş sözleşmesi 2008 yılı sonunda YHK tarafından karara bağlanmıştır.

Yürürlük başlangıcı 2008 yılı olan üyemiz Zonguldak Belediye Başkanlığı toplu iş sözleşmesinde de taraf işçi sendikası ile anlaşma sağlanamaması üzerine YHK tarafından karara bağlanarak yürürlüğe konulmuştur.

Kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmakta olan toplu iş sözleşmelerinin tamamına yakını 2009 yılında akdedileceği için Sendikamız; 2008 yılının ilk yarısından itibaren ön hazırlık çalışmalarına başlamış ve üye kuruluşlarımızla işbirliği yapmak suretiyle yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde gündeme getirilecek hususları tespit etmiştir.

Sendikamız üye kuruluşlardan gelen talepleri de dikkate alarak yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde aşağıdaki hususları gündeme getirmiştir.
- Toplu iş sözleşmelerinde yer alan mevcut düzenlemelerin, 2003 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı yeni İş Kanununa uygun hale getirilmesi, özellikle haftalık 45 saatlik çalışma süresi altında belirlenen haftalık çalışma sürelerinde ve genel olarak fazla çalışma ücretinin Kanun hükümlerine uygun bir şekilde ödenebilmesi, fazla sürelerle çalışmanın tanımı ve bu çalışmalar karşılığında serbest zaman kullanımına ilişkin düzenlemelerin müzakere edilmesi, Üretime dayalı olmayan prim gibi ödemelerin kaldırılması,
- Düzenleniş şekliyle amacını aşmış (yıllık izinde iaşe bedelinin ödenmesi gibi) veya hiç uygulama imkanı kalmamış toplu iş sözleşmesi hükümlerinin çıkartılması,
- İşverenlerimize büyük yük getiren aynı zamanda ciddi sıkıntılara sebep olan servis araçları ve sosyal yardım niteliğindeki giyim malzemesi yardımlarının nakdi yardıma dönüştürülmesi,
- Ücret, Ücrete bağlı ödemeler, ücret benzeri ödemeler ile sosyal yardımların tahakkuk ve ödeme esasları konusunda kamu kurum ve kuruluşları arasında uygulama birliğine aykırı düşen hükümlerin yeniden düzenlenmesi,

2008 yılının son çeyreğinde başlayan 2009 yürürlük başlangıçlı toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, Sendikamız yetkilileri ile üye kuruluşlarımızca görevli kılınan personelden oluşan toplu iş sözleşmesi müzakere heyetleri tarafından sürdürülmüştür. Müzakerelerin her aşamasında üyemiz kuruluşlar bilgilendirilmiş, taraf işçi sendikalarının toplu iş sözleşmesi ile ilgili teklifleri birlikte değerlendirilmiştir.

Kamu toplu iş sözleşmelerinin Koordinasyonu ile görevli Devlet Bakanı, Kamu İşveren Sendikaları ve TÜRK-İŞ yetkilileri arasında sürdürülen görüşmeler sonucunda 07.07.2009 tarihli “2009 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü” imza edilmiştir.

Gündemde bulunan işyeri ve işletme düzeyinde toplam 72 toplu iş sözleşmesinden 67 adedinde “2009 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü” ne uygun şekilde anlaşma sağlanmış, Marmara Üniversitesi (Büro) ile grev yasağı kapsamında olan BOTAŞ ve TPAO olmak üzere 3 sözleşme taraf işçi sendikalarının başvurusu üzerine YHK tarafından karara bağlanarak yürürlüğe konulmuş, işkolu tespitinden kaynaklanan yetki uyuşmazlıkları nedeniyle 2 toplu iş sözleşmesinde (Gıda işkolundaki tta ve ÇAYKUR toplu iş sözleşmeleri) prosedür kesintiye uğramıştır.
Bu dönemde sendikamıza intikal eden grev kararlarına karşı lokavt kararı alınmamış, raporun hazırlandığı tarih itibariyle üye kuruluşlarımızın hiç birinde grev uygulaması olmamıştır.

İşkolu tespitinden kaynaklanan yetki uyuşmazlığı nedeniyle üyemiz tta; A.Ş Genel Müdürlüğü toplu iş sözleşmesi 2010 yılında taraf işçi sendikası ile anlaşma sağlanamaması üzerine YHK tarafından karara bağlanarak yürürlüğe konulmuştur.

Sendikamıza 2009 yılında üye olan Gebze Yüksek Enstitütüsü Rektörlüğü toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde 2010 yılında; “2009 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü” ne uygun şekilde anlaşma sağlanmıştır.

Sendikamıza 2010 yılında üye olan Mustafa Kemal Üniversitesi toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine taraf işçi sendikasınca YHK’na başvuruda bulunulmuş, sözleşme YHK tarafından 05.01.2011 tarihinde karara bağlanmıştır.

Kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmakta olan toplu iş sözleşmelerinin tamamına yakını 2011 yılında akdedileceği için Sendikamız; 2010 yılının ilk yarısından itibaren ön hazırlık çalışmalarına başlamış ve üye kuruluşlarımızla işbirliği yapmak suretiyle yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde gündeme getirilecek hususları tespit etmiştir.

Sendikamız üye kuruluşlardan gelen talepleri de dikkate alarak yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde aşağıdaki hususları gündeme getirmiştir.
- Toplu iş sözleşmelerinde yer alan mevcut düzenlemelerin, 2003 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı yeni İş Kanununa uygun hale getirilmesi, özellikle haftalık 45 saatlik çalışma süresi altında belirlenen haftalık çalışma sürelerinde ve genel olarak fazla çalışma ücretinin Kanun hükümlerine uygun bir şekilde ödenebilmesi, fazla sürelerle çalışmanın tanımı ve bu çalışmalar karşılığında serbest zaman kullanımına ilişkin düzenlemelerin müzakere edilmesi, Üretime dayalı olmayan prim gibi ödemelerin kaldırılması,
- Düzenleniş şekliyle amacını aşmış (yıllık izinde iaşe bedelinin ödenmesi gibi) veya hiç uygulama imkanı kalmamış toplu iş sözleşmesi hükümlerinin çıkartılması,
- İşverenlerimize büyük yük getiren aynı zamanda ciddi sıkıntılara sebep olan servis araçları ve sosyal yardım niteliğindeki giyim malzemesi yardımlarının nakdi yardıma dönüştürülmesi,
- Ücret, Ücrete bağlı ödemeler, ücret benzeri ödemeler ile sosyal yardımların tahakkuk ve ödeme esasları konusunda kamu kurum ve kuruluşları arasında uygulama birliğine aykırı düşen hükümlerin yeniden düzenlenmesi,

2010 yılının son çeyreğinde başlayan 2011 yürürlük başlangıçlı toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, Sendikamız yetkilileri ile üye kuruluşlarımızca görevli kılınan personelden oluşan toplu iş sözleşmesi müzakere heyetleri tarafından sürdürülmüştür. Müzakerelerin her aşamasında üyemiz kuruluşlar bilgilendirilmiş, taraf işçi sendikalarının toplu iş sözleşmesi ile ilgili teklifleri birlikte değerlendirilmiştir.

Kamu toplu iş sözleşmelerinin Koordinasyonu ile görevli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Kamu İşveren Sendikaları ve TÜRK-İŞ yetkilileri arasında sürdürülen görüşmeler sonucunda 19.07.2011 tarihli “2011 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü” imza edilmiştir.

Sendikamız yaklaşık 83 Bin işçiyi kapsayan 2011 yılı toplu iş sözleşmelerinde 14 işkolunda; TÜRK-İŞ üyesi 16, HAK-İŞ üyesi 2 ve DİSK üyesi 1 olmak üzere 19 işçi sendikasına muhatap olmuştur.

Gündemde bulunan işyeri ve işletme düzeyinde toplam 78 toplu iş sözleşmesinden, işbu raporun hazırlandığı tarih itibariyle 66 adedinde “2011 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü” ne uygun şekilde anlaşma sağlanmış, T.C. Marmara Üniversitesi (Sağlık İşkolu) toplu iş sözleşmesi, “Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü” şartlarını kabul etmeyen taraf işçi sendikası ile anlaşma sağlanamaması üzerine, YHK tarafından karara bağlanarak yürürlüğe konulmuş, 3 adet toplu iş sözleşmesinde görüşmeler devam etmekte olup, yetki uyuşmazlıkları nedeniyle 6 toplu iş sözleşmesinde görüşmeler henüz başlamamıştır. Şu anda üyemiz olmayan, ayrıca statüsü değişen MPM toplu iş sözleşmesinde ise işçi sendikası tarafından yasal süre içerisinde çağrı yapılmamıştır. 2009 yılında akdedilmesi gereken ÇAYKUR toplu iş sözleşmesi yetki ihtilafının devam etmesi nedeniyle 2011 yılında da yenilenememiştir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı 17 numaralı işkolu toplu iş sözleşmelerinde ise yeniden belirlenen işkolu tespit kararına bağlı hukuki işlemlerin sonuçlanmaması üzerine, bu sözleşmeler henüz gündeme gelmemiştir.

Bu dönemde sendikamıza intikal eden grev kararlarına karşı lokavt kararı alınmamış, raporun hazırlandığı tarih itibariyle üye kuruluşlarımızın hiç birinde grev uygulaması olmamıştır.

2011 yılı kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri çerçeve anlaşma protokolüne göre üyemiz kuruluşlarda 01.10.2011 tarihi itibariyle ortalama çıplak ücret 2.070.- TL/AY, ortalama giyinik ücret 3.703.- TL/AY, ortalama ücret maliyeti ise 4.740.- TL/AY olarak gerçekleşmiştir.

YAYIN FAALİYETLERİ

Sendikamızın periyodik yayınların yanında milli ve milletlerarası seminer, kongre, konferans, bildiri ve tebliğler ile bireysel araştırmaları yayınlamış ve yayınlamaya devam etmektedir. KAMU-İŞ yayınları eğitim amaçlı olup, dağıtımı ücretsiz yapılmaktadır. Bunlardan 1987 Yılı Temmuz ayında ilk sayısı yayınlanmış olan sendikamız yayın organı "KAMU-İŞ İŞ HUKUKU ve İKTİSAT DERGİSİ " ; İş Hukuku, Sendikalar Hukuku, Sosyal Güvenlik, Sosyal Siyaset, İktisat, İstatistik ve Çalışma Hayatı ile ilgili diğer konularda yapılmış araştırmalara yer veren bir dergidir.

Sendikamız, zaman içinde formatını değiştirerek, dergiyi özlemi çekilen Fakülte dergileri gibi kitap-dergi haline getirmiştir. "KAMU-İŞ İş Hukuku ve İktisat Dergisi" sayılarını tümüyle araştırma konularına ayırmıştır.Dergi, bugün kendi alanında aranılan önemli bir kaynak durumundadır.

Yine periyodik yayınlarımızdan KAMU-İŞ, İŞ HUKUKU VE İKTİSAT DERGİSİ EKİ BİLGİ BÜLTENİ; Sendikamızın ülkemiz endüstriyel ilişkiler sistemi ve Türk Sendikacılığı içindeki yeri gereği, gerek camia içi haber ve gelişmelerin duyurulması, gerekse çalışma hayatını yakından ilgilendiren güncel bilgi ve gelişmelerin ilgili kişi ve kurumlara zamanında iletilmesi gibi amaçlarla çıkarılan ve genellikle aylık periyotlar halinde yayımı sürdürülen bir bültendir. Dergi ile birlikte veya dergiden bağımsız olarak ihtiyaç hissedilen zamanlarda yayımlanmaktadır.

Sendikamız, başlangıçta diğer kamu işveren sendikaları ile ortaklaşa, sonraki yıllarda KAMU-İŞ olarak çalışma hayatı ile ilgili YARGITAY KARARLARI’nı yayınlamaktadır.

Ayrıca Sendikamız İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Türk Milli Komitesi tarafından organize edilen Yargıtay Kararlarını Değerlendirme Seminerlerine katkı sunmakta ve bunları kitaplaştırmaktadır.

Üye işyerlerine ilişkin KAMU-İŞ ÇALIŞMA İSTATİSTİKLERİ, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun işkolları tasnifi temelinde; istihdam yapısı, ücret maliyetleri ve işgücü verimliliği ile ilgili bilgileri ihtiva etmektedir.

Üye işyerlerine ilişkin çalışma istatistiklerini hazırlamaktaki amaç; öncelikle üyemiz kuruluşların ihtiyaçlarına cevap vermek, toplu pazarlıkta bilimsel veriler kullanmak, ayrıca Türk Çalışma Hayatında veri temininde mevcut boşluğu kısmen dahi olsa doldurmak, özellikle işçi çalıştıran kamu kurum ve kuruluşlarından sağlıklı ve güncel veri temin etmek ve kamuoyunun istifadesine sunmaktır.

KAMU-İŞ periyodik yayınlar dışında Çalışma Hayatı ile doğrudan veya dolaylı ilgisi bulunan araştırma ve tezleri imkanlar nispetinde basıp yayınlamakta ve bu yayınları başta üye kuruluşlar ve üniversitelerin ilgili birimlerine ve diğer ilgililere ulaştırmaktadır.

Dergimiz dahil, Sendikamız yayınlarının tamamına ilişkin liste ve diğer bilgiler web sayfamızda görülebilir. Tüm yayınlarımız zamanında üye kuruluşlara ve ilgililere ulaştırılmış, mevcudu olanların dağıtım faaliyetleri ise halen devam etmektedir.

TEMSİL FAALİYETLERİ

a) Üyesi bulunduğumuz Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim ve Yürütme Kurulu ile Genel Sekreterler Koordinasyon Kurulu'nda Sendikamızın temsiline devam edilmektedir.
b) Sendikamız Genel sekreteri, T.C. Yüksek Hakem Kurulu'na gelmiş bulunan toplu iş sözleşmelerinin yapılmasında, Kamu işverenlerini temsilen yedek üye olarak görev yapmaya devam etmektedir.
c) Sendikamız, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı'nın (ILO) Yıllık Çalışma Konferanslarında da temsil edilmektedir.
d) Ayrıca, MPM ve SSK Genel Kurullarında, Asgari Ücret Tespit Komisyonu ile DPT tarafından oluşturulan toplantı ve Komisyonlarda, TİSK üyeliğimiz dolayısıyla iştirak etmemiz veya aday bildirmemiz gereken diğer toplantılar, komisyon çalışmaları ve genel kurullarda Sendikamızın temsiline devam edilmektedir.

EĞİTİM FAALİYETLERİ

Sendikamız başta üyelerimiz olmak üzere, çalışma hayatının tüm kesimlerine yönelik yoğun Eğitim Programları gerçekleştirir.

Diğer taraftan çalışma hayatımızı yakından ilgilendiren mevzuat düzenlemeleri öncesinde ve sonrasında Üniversitelerin ilgili bölüm öğretim üyeleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey yöneticileri ve Yargıtay’ın ilgili daire üyeleri ile hakimlerinin davet edildiği özel toplantılar yaparak konuları tartışır ve bu tartışmalar ışığında üyelerimizi bilgilendirir.

Eğitim Programlarımız bizzat Sendikamız tarafından hazırlandığı ve organize edildiği gibi, diğer İşçi ve İşveren Sendikaları ile birlikte veya Üniversiteler, Kamu Kuruluşları ve Üye Kuruluşlarımız ile diğer organizasyonlarla işbirliği yapılarak da programlanır.

Ayrıca, başka Kurum ve kuruluşlarca düzenlenen ve ilgi alanımıza giren, Seminer, Sempozyum, Konferans, Kongre, Zirve, Şura vb. toplantılara iş programımızın imkan verdiği ölçüde Sendika Yönetici ve Personeli ile Üye Kuruluşlarımızın personelinin katılması sağlanır.

TOPLU GÖRÜŞME SİSTEMİ İÇİNDE KAMU İŞVEREN SENDİKALARININ YERİ

Bilindiği gibi, 12 Temmuz 2001 gün, 24460 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve kanunda yer alan düzenleme gereği, yayımını takip eden otuzuncu günün sonunda yürürlüğe giren 25.06.2001 tarih ve 4688 Sayılı “Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu” ve ilgili mevzuat; ilk olarak 2002 yılında başlayan toplu görüşmede, kamu işveren sendikaları temsilcilerinin de görev almalarını öngörmüştür. Dolayısıyla, üyeleri adına toplu iş sözleşmelerini akdeden Sendikamız, kamu görevlilerinin toplu görüşme heyetinde “Kamu İşveren Kurulu Üyesi” sıfatıyla temsil edilmeye başlanmıştır.

Sendikamız 2002 yılı toplu görüşmelerine; Başkan, Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcısı şeklinde üç, 2003 yılı toplu görüşmelerine ise Başkan ve Genel Sekreter şeklinde iki temsilci ile iştirak etmiştir. 2002 yılı toplu görüşmelerinde taraflar öngörülen süre içinde mutabakat sağlayamamış ve konu Uzlaştırma Kuruluna intikal etmiştir. Sonuç olarak taraflar Uzlaştırma Kurulu kararına da katılmamışlar ve mevzuat gereği tanzim edilen tutanak Bakanlar Kuruluna sunulmuştur.

2003 yılı toplu görüşmeleri 2002 yılı toplu görüşmeleri gibi uzlaşma sağlanamadan sonuçlanmış, bir ara yetkili Konfederasyonlardan KESK ve üyesi sendika temsilcileri toplu görüşmelerden çekilmiş, bilahare tekrar görüşmelere iştirak etmiş ve sonuç olarak konu Uzlaştırma Kuruluna intikal etmiş, taraflardan Türkiye Kamu-Sen şerh koyarak Uzlaştırma Kurulu kararına katılmış, KESK katılmamış ve Uzlaştırma Kurulu tarafından hazırlanan tutanak Bakanlar Kuruluna sunulmuştur.

2004 yılı toplu görüşmeleri karşılıklı diyalog ve anlayış içinde başlamış, aslında ilgili Kanunda görüşmeye konu edilecek hususlar tadat edilmiş olmasına rağmen yine görüşmelerin olumlu atmosferi içinde komisyonlar oluşturulmuştur, Bu komisyonlardan birinde Kamu İşveren Kurulu temsilcisi olarak Sendikamız Genel Sekreter Yardımcısı görev almış, “Çalışma Şartları, Hukuk ve Sosyal İşler Komisyonu”nun toplu görüşmelerin sonrasında da çalışmalarına devam etmesi kararı alınmıştır. Taraflar; 2004 yılı görüşmelerinde kanunda belirtilen süre içinde, özellikle mali haklar konusunda mutabakat sağlayamamış ve konu Uzlaştırma Kuruluna intikal etmiştir. Sonuç olarak taraflar Uzlaştırma Kurulu kararına da katılmamışlar ve mevzuat gereği tanzim edilen tutanak Bakanlar Kuruluna sunulmuştur.

2005 yılı toplu görüşmeleri bir önceki yılın birikimleri ile başlamış, toplantının yönetim ve düzeni konusunda başlangıçta yapılan tartışmaları dikkate almaz isek, ilk defa taraflar arasında gündem maddelerinde bu kadar ayrıntılı görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşülen konuların çoğunluğunda mutabakat sağlanmıştır. Yine 2005 yılı toplu görüşmelerinin ilk başlangıcında, toplantıya başkanlık eden Sayın Bakan; gündemde bulunan Kamu Personeli Reformu ile ilgili tasarı taslağını ilk defa Konfederasyon temsilcilerine vermiştir.

Ayrıca bir önceki yılda oluşturulan ve dönem boyunca çalışmasını sürdüren, kısa adı ile Çalışma Şartları ve Hukuk Komisyonunca belirlenen pek çok hususa ilişkin talebin, hükümet tarafından yapılan düzenlemelerle karşılandığı sonucuna varılmıştır. 2005 yılı toplu görüşmeleri, toplu görüşmelerden bu yana ilk defa anlaşma ile son bulmuş ve taraflar mutabakat metnini imzalamışlardır. Ancak KESK şerhli imzaladığı mutabakat metninde yer alan karşı görüşlerini Uzlaştırma Kurulu’na intikal ettirmiştir. KESK’in bu başvurusu reddedilmiştir.

2006 yılı toplu görüşmelerine; sekiz hizmet kolunda TÜRKİYE KAMU-SEN, iki hizmet kolunda MEMUR-SEN, bir hizmet kolunda KESK katılmıştır. Yüksek İdari Kurul olağan toplantısını 09.06.2006 tarihinde yapmış ve Kamu İşveren Kuruluna sunulacak hususları tespit etmiş, konfederasyonların ilave tekliflerini ise tutanağına eklemiştir. 2006 yılı toplu görüşmeleri 15-29 Ağustos 2006 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerde öncelikli olarak; 2006 yılının ilk altı aylık dönemi için 2005 mutabakat zaptı gereği yapılan %2,5 oranındaki zam ile bu dönemde gerçekleşen enflasyon (% 4,88) arasındaki farkın telafi edilmesi hususu müzakere edilmiştir. Kamu İşveren Kurulunun önerilerini beğenmeyen KESK görüşmelerden çekilmiş, diğer konfederasyonlar ise tutanağı imzalamadan toplantıdan ayrılmışlar ve devreye Uzlaştırma Kurulu girmiştir.

Uzlaştırma Kurulu kararını değerlendirmek üzere KESK dışında kalan taraflar 21-22 Eylül 2006 tarihlerinde bir araya gelmişler, toplantı sonunda TÜRKİYE KAMU-SEN tutanağı imzalamadan toplantıdan ayrılmış, Kamu İşveren Kurulu ile MEMUR-SEN arasında 2006 yılı enflasyon artışlarına ilişkin hususta mutabakatı, diğer hususlarda ise mutabakatsızlığı belirten bir tutanak imza edilmiştir. Ayrıca bu tutanağa çalışma şartları ve sosyal haklara ilişkin hususlarda yapılan görüşmelerin neticesi eklenmiştir.

2007 yılı toplu görüşmeleri 15-29 Ağustos 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Toplu görüşme heyeti ilk gün toplantısı dahil altı toplantı yapmıştır. Toplu görüşmeler son güne kadar Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali ŞAHİN Başkanlığında, son günün son oturumları ise 60. hükümetin teşkili nedeniyle yapılan görevlendirme sonucunda, Devlet Bakanımız Sayın Murat BAŞESGİOĞLU Başkanlığında yürütülmüştür.

2007 yılı toplu görüşmelerine sekiz yetkili sendika adına TÜRKİYE KAMU-SEN, iki yetkili sendika adına MEMUR-SEN, bir yetkili sendika adına KESK katılma hakkını elde etmiş, ilk gün toplantısında toplantı açılışından evvel söz talep eden KESK Uzmanı; “grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı sözü verilmediği için KESK ve bağlı yetkili sendika temsilcilerinin toplu görüşmelere katılmayacağını, ancak KESK taleplerini kapsayan dosyayı üyelere dağıtmak ve sonra salondan ayrılmak istediğini” beyan etmiş, toplu görüşmeye başkanlık eden Sayın Bakanımız, “sizin dosyayı bana vermeniz yeterlidir” demesi üzerine ilgili dosyayı Sayın Bakana vererek, toplantıyı terk etmişlerdir. KESK temsilcileri takip eden toplantılara katılmamışlardır.

2009 yılı toplu görüşmeleri öncesinde 09.06.2009 günü toplanan “Yüksek İdari Kurul”; 4688 sayılı Kanun düzenlemesi doğrultusunda belirlenen hususların yanında; ilgili kamu görevlileri sendikaları konfederasyonlarının genel olarak belirlenmiş bulunan konuların kendi taleplerini tam karşılar mahiyet arz etmediğini, dolayısıyla kendilerince hazırlanan tekliflerin de tutanağa eklenmesi yolundaki istekleri değerlendirmiş ve bu beyan ve talepler aynı tarihli tutanağa eklenmiş ve tutanak toplu görüşmeler öncesinde taraf temsilcilerine gönderilmiştir.

2009 yılı toplu görüşmeleri 15-29 Ağustos 2009 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Toplu görüşmeler; Devlet Bakanı Sayın Hayati YAZICI başkanlığında 15.08.2009 Cumartesi günü başlamış; toplantıya altı hizmet kolunda TÜRKİYE KAMU-SEN, dört hizmet kolunda MEMUR-SEN, bir hizmet kolunda KESK katılma hakkı kazanmış olup; üye sayısı en fazla olan MEMUR-SEN kamu görevlileri tarafına Başkanlık yapmıştır. KESK birinci gün toplantısına katılmış; ancak toplantı sırasında ayrılmış ve takip eden toplantılara iştirak etmemiştir.

Birinci gün gündem tespiti ve komisyonların teşekkül ettirilmesi çalışmaları sonuçlandırılmış ve 29.08.2009 günü gerçekleştirilen son toplantıda ise taraflar arasında bir mutabakat temin edilememiştir. Kamu İşveren Kurulu; 2010 yılının 1. ve 2. Altı aylık dönemlerinin her biri için % 2,5 oranında artış önermiş; bu dönemlerde enflasyon oranının önerilen artış miktarını aşması halinde farkın ayrıca ödeneceği teklif edilmiş, ancak kamu görevlileri yetkili sendika ve konfederasyonları bu öneri ve teklifleri kabul etmemişler, ancak taraflar çeşitli konularda çalışma yapılması hususunda anlaşmaya varmışlardır. Sonuç itibariyle kamu görevlilerince şerh konulan “Toplu Görüşme Tutanağı” imza edilmiştir.

Bilahare yetkili kamu görevlileri sendikaları konfederasyonlarınca konu “Uzlaştırma Kurulu”na intikal ettirilmiş; bu Kurul 03-05.09.2009 tarihleri arasında çalışmalarını tamamlamış ve 05.09.2009-2009/1 sayılı kararını almıştır. Uzlaştırma Kurulu’nun bu kararını değerlendirmek üzere 10.09.2009 günü Kamu İşveren Kurulu ile yetkili kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonları bir araya gelmişlerdir. Uzlaştırma Kurulu’nun 2010 yılının 1. ve 2. Altı aylık dönemlerinin her biri için % 4 oranındaki artış kararı karşısında Kamu İşveren Kurulu daha önceki önerisini tekrarlamıştır.

4688 sayılı Kanunun, dolayısıyla kamu görevlilerinin toplu görüşmelerine imkan sağlayan düzenlemelerin dayanağı olan Anayasa hükmü; 12.09.2010 tarihinde referandumla kabul edilen Anayasa değişikliği ile yeniden düzenlenmiş olup; memurlar ve diğer kamu görevlilerine, toplu sözleşme yapma hakkı sağlanmıştır. Bu hakkın kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususların kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Bu Raporun hazırlandığı tarih itibariyle, bahsi geçen bu kanun üzerinde çalışmalar devam etmektedir.

Mevcut duruma göre son olarak 2010 yılında yapılan toplu görüşmelere ilişkin olarak Yüksek İdari Kurulda, önceki yıllarda olduğu gibi Sendikamızı Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Keklik temsil etmiştir.

Sendikamız 2010 yılında gerçekleştirilen toplu görüşmelere; Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı ve Hukuk Müşavirimizden oluşan üç temsilci ile iştirak etmiş, ayrıca başuzman ve uzmanlarımız görüşmelerde bulunmuşlardır.

2010 yılı toplu görüşmeleri ile ilgili 02.06.2010 tarihli “Yüksek İdari Kurul Toplantı Tutanağı” taraflara gönderilmiş ve ilk toplantı 15.08.2010 günü Devlet Bakanı Sayın Hayati YAZICI Başkanlığında başlamıştır. ÇSGB tarafından yayımlanan istatistik sonuçlarına göre, bu toplantıya; beş hizmet kolunda MEMUR-SEN, beş hizmet kolunda TÜRKİYE KAMU-SEN, bir hizmet kolunda KESK katılma hakkı kazanmış olup; KESK toplantılara iştirak etmemiştir. Yüksek İdari Kurul’un yukarıda belirtilen tutanağında; Kamu İşveren Kuruluna sunulacak hususlar tespit edilmiş, konfederasyonların ilave teklifleri ise tutanağa eklenmiştir.

2010 yılı toplu görüşmeleri 15-29 Ağustos 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Toplantının ilk gününde “Gündem” belirlenmiş, ayrıca “Mali ve Sosyal Haklar Komisyonu” dışında “Çalışma Hayatı ve Sendikal Haklar” komisyonu kurulması kararlaştırılmıştır.

KESK’ in katılmadığı toplantıların sonuncusu 29.08.2010 günü yapılmış ve bu toplantıda “Toplu Görüşme Tutanağı” imza edilmiştir. Buna göre; çeşitli konularda çalışmaların sürdürülmesi hususlarında sağlanan mutabakat yanında Kamu İşveren Kurulu ile Memur-Sen Konfederasyonu; 1. 2011 yılında aylık ve ücretlerde ilk yarıda % 4, ikinci yarıda % 4 artış yapılması, 2. 375 sayılı KHK ek madde 3 gereği yapılan ödemenin 80.-TL artırılması, 3. Aile yardımı ödeneğin 2011 yılının birinci yarısında 20.-TL, ikinci yarısında 20.- TL artırılması, bu yardımın sözleşmeli personele de yapılması, 4. Sendika üyesi personele üç ayda bir 45.-TL Toplu Görüşme Primi ödenmesi, 5. Enflasyonun 2011 yılında belirlenen dönemsel maaş ve ücret zammını aşması halinde bunun aylık ve ücretlere yansıtılması, Hususlarında mutabakat sağlayarak, 29.08.2010 tarihinde bu mutabakatlarını imza altına almışlardır.

Bilahare, Türkiye Kamu-Sen’in müracaatı üzerine toplanan Uzlaştırma Kurulu 04.09.2010 tarihinde çalışmalarını tamamlamıştır. Kurul; Memur-Sen ile sağlanan mutabakata ilave olarak taban aylıklara ilk altı ay için 16.-TL, ikinci altı ay için 20.-TL artış yapılması kararı almıştır.

Yukarıda değinildiği üzere Anayasa’nın ilgili maddesinde yapılan değişik üzerine, her ne kadar halen yürürlükte olsa da 4688 sayılı Kanuna göre 2011 yılında toplu görüşme yapılmamıştır. Toplu görüşme yerine toplu sözleşme yapılabilmesine imkan sağlayacak Kanun ile ilgili çalışmalara devam edilmiştir. İşbu Raporun hazırlandığı tarihte ilgili Kanun Taslağı Bakanlar Kurulunun imzasına sunulmuş bulunmaktadır.