KAMU İŞVEREN SENDİKALARI VE SENDİKAMIZIN TARİHİ GELİŞİM SÜRECİ

       Türk Sendikacılığı için sağlıklı bir tarih alınacaksa bu tarih gerçekten de 1963 yılı olmalıdır. 1961 Anayasasını takiben 1963 yılında çıkarılan 274 ve 275 sayılı Kanunlarla Türk Çalışma Hayatında sendikacılık, toplu pazarlık, grev ve lokavt konuları düzenlenmiştir. Ancak ülkemizde sendikaların 1947’de kurulduğu ve 60’lı yıllara kadar belirli tecrübe ve birikimler edinmiş oldukları da bir gerçektir.

       274 ve 275 sayılı Kanunlar çıkıncaya kadar kurulmuş kamu işveren sendikası bulunmamaktadır. 274 sayılı Kanunda “kamu işveren sendikası” ifadesi ve tanımı yoktur. Bu yıllarda üyelerinin tamamı kamu kuruluşları olan işveren sendikaları bu özellikleri nedeniyle kamu işveren sendikası olarak tanımlanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında kamu işveren sendikaları 1963 yılından günümüze varan kuruluşlardır. 1963 yılında 2, 1965 yılında 2, 1968 yılında 2, 1971 yılında 1, 1973 yılında 2, 1978 yılında 1, 1980 yılında 1 ve nihayet 1984 yılında 1 kamu işveren sendikası kurulmuştur. Bunlardan 14 Mayıs 1971 tarihinde Sümerbank Tekstil Sanayii Müesseseleri tarafından Ankara’da kurulan “Sümerbank Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası” ise bu günkü KAMU-İŞ’dir. Bu sendikalar büyük KİT’lerin bünyesinde kurulmuş ve KİT personeline verilmiş ek görevler ile yürütülmüştür. KİT Genel Müdürü aynı zamanda kamu işveren sendikasının başkanı olmakta, diğer görevlerde genellikle hiyerarşik olarak paylaşılmaktadır.

      Ülkede 1964 yılından itibaren ilk toplu iş sözleşmeleri yapılmaya başlayınca kamu işverenleri de bir an önce kendilerini örgütleme ihtiyacı duyarak bu sendikaları kurmuşlardır, ancak toplu pazarlık ve sendikacılık deneyimleri olmadığı için bu yıllarda işçi sendikaları çok önemli hak ve menfaatler elde etmişler, genel olarak seyyanen ücret zamları uygulanmış, çok sayıda ödeme kalemi üretilmiş ve ikramiyelerin sayısı devamlı artırılmıştır. Ancak o günkü adıyla TÜTİS (Türk Taşıt İşverenleri Sendikası) kurulduğu günden itibaren yukarıda belirtilen kamu işveren sendikalarından farklı olarak profesyonel bir uzman ekiple faaliyetlerini sürdüren kamu işveren sendikası modeli olmuştur. Yine Enerji ve Petrol Kamu İşverenleri Sendikası da az sayıda da olsa bu işin uzmanı elemanlarla çalışmalarını sürdürmüştür.

      1978 yılına gelindiğinde TİSK’e üye 4 kamu işveren sendikası vardı. Bu yıl Türk Sendikacılığında önemli bir yıldır. TİSK ile TÜRK-İŞ arasındaki mücadeleden TÜRK-İŞ galip çıkmış ve devrin Başbakanı ile TÜRK-İŞ Başkanı arasında imzalanan “Toplumsal Anlaşma” nın bir şartı olarak TÜRK-İŞ, TİSK üyesi 4 kamu işveren sendikasının TİSK’ten ayrılmasını sağlamıştı. Anılan bu anlaşma ile ilk defa toplu pazarlık sistemi görüşmelerini çerçeveleyen bir ilkenin ortaya çıktığı düşünülmüş, taraflar bu çerçevede toplu iş sözleşmelerini bitirdiklerini söylemişler ancak gerçekte herkes bildiğini yapmıştır.

      1980 yılına kadar kamu işveren sendikalarının birlikte uyguladığı ortak bir toplu pazarlık ve ücret politikalarının varlığından söz etmemiz mümkün değildir. Mevcut kamu işveren sendikaları arasındaki iletişim son derece zayıftır. Toplu pazarlık masalarına işçi sendikaları hakimdir. İşçi sendikaları bürokratları aşarak Bakanlara kadar ulaşmakta ve toplu pazarlığın tabii akışını bozmaktadırlar. Bu dönem hem toplu pazarlık hem de ülkemiz açısından “bunalım ve toplumsal kargaşa dönemi” olarak nitelendirilebilir. Gerçekten de olumsuz ekonomik koşullar batı ekonomilerinden daha ağır biçimde ülkemizde sonuçlarını vermiş, doğal olarak Türk siyasal hayatı ile birlikte endüstri ilişkileri sistemi de bu durumdan etkilenmiştir. Toplu eylemler, fiyat artışlarındaki hızlanma, 12 Mart muhtırası, anayasada yapılan değişiklikler ve endüstri ilişkilerinin yasal düzenini etkileyen yeni bir yasa bu dönemin makro plandaki başlıca gelişmeleridir. Bu bunalımlı dönemde grev nedeniyle kaybedilen işgünü toplamı 8,5 Milyon işgününe ulaşmıştır. Sadece 1980 yılının ilk sekiz ayında 220 grevde 1.303.253 işgünü kaybedilmiştir.

       1980 yılında askeri yönetimin sendikaların bir kısmını kapatması ve bazı sendikal faaliyetleri durdurması ile yeni bir döneme girilmiştir. Bu dönemde işçi ve işveren sendikaları toplu iş sözleşmesi akdedememişlerdir. 2364 sayılı Kanun ile Yüksek Hakem Kurulu toplu iş sözleşmelerini yürürlüğe koymuştur. Bu dönemde 12 Eylül yönetimi sendikal hakları askıya alsa da 1980 yılı bitmeden süresi dolmuş toplu iş sözleşmeleri kapsamındaki işçilerin ücretlerine % 70 zam yapmıştır. Yüksek Hakem Kurulu üyeleri olan sendikacılar, işverenler ve üniversite mensupları ülkede akdedilmiş sözleşmelerin tamamını okumak ve incelemek fırsatını bulmuşlar ve bu sözleşmelerin ülkemizde meydana getirdiği aysbergin şaşırtıcı büyüklüğü hakkında fikir sahibi olmuşlardır.

      Kamu işveren sendikaları da bu durgunluk döneminde toplu iş sözleşmesi faaliyetinden uzak kalarak geçmişi değerlendirmek ve geleceğe hazırlanmak imkanı bulmuşlardır.

       1981 yılında kamu işveren sendikaları TÜTİS’in önderliğinde sorunları ve yapılması gerekenleri değerlendirmek üzere toplantılar yapmaya başlamışlardır. Geçmişi değerlendirirken aralarındaki koordinasyon eksikliğinin akdettikleri sözleşmelerde işçi sendikalarına nasıl avantaj sağladığını görüp, yeni döneme girmeden yapılması gerekenlerle, yapılmaması gerekenleri müşterek olarak tespit edip, ideal bir kamu işveren sendikasının vasıflarını tespit etmişler, üst düzey örgütlenme ve yeni çıkarılacak yasalar konusunda fikir teatisinde bulunmuşlardır.

      1983 yılının Mayıs ayında 2821 ve 2822 sayılı Kanunlar çıkmıştır. 2821’in 3. maddesi ilk defa “Kamu İşveren Sendikaları” ifadesine metninde yer vererek kamu işveren sendikaları ile ilgili özel bir düzenleme getirilmiştir. “Kamu işveren sendikalarının aynı işkolundaki kamu işverenleri tarafından kurulması ve aynı işkolunda faaliyette bulunması şartı aranmaz” şeklinde ki bu istisnai düzenlemenin gerekçesinde “Devlet en büyük işverendir. Ancak kamu kesiminde yıllık programlarda da amaçlanan kamu işverenlerine sendikalaşabilme imkanı sağlanması için hüküm getirilmiştir. Devletin her işkolunda Dernekler Kanununa göre yeterli sayıda işvereni bulup örgütlenmesi mümkün olmadığından, devlet işkolları ile bağlı olmaksızın serbestçe kamu işveren sendikalarını kurabilecek, gerektiğinde tüm işkolları için kuracağı bir veya birkaç kamu işveren sendikası ile kamu kesiminde ücretler ve sosyal yardımlar arasındaki adalet ve eşitliği sağlayabilecektir” ifadelerine yer verilmiştir. Bu dönemde kamu işveren sendikaları Çalışma Bakanlığı bünyesinde bir çok kez toplantı yapmış ve çeşitli alternatifler oluşturmuşlardır. Bu alternatifler arasından “kamu işveren sendikalarının sayısının üçe indirilmesi” alternatifi seçilerek TÜHİS (Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası), KAMU-İŞ (Kamu İşletmeleri İşverenleri Sendikası), TÜRK KAMU-SEN (Türkiye Maden Enerji ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası ) olarak yeni örgütlenmelerini kazanmışlardır.

       Bu düzenleme çerçevesinde; Sümerbank Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikasına ilk olarak Sümerbank bünyesinde kurulu bulunan diğer kamu işveren sendikası “Sümerbank Ticaret, Deri, Kimya ve diğer Sanayii İşverenleri Sendikası” katılmış ve sendikanın unvanı 02.03.1985 tarihinden itibaren Sümerbank İşverenleri Sendikası olmuştur. 1985 – 1986 yılları genel olarak kamu işveren sendikalarının yeniden yapılanma ve örgütlenme dönemi olmuş, bu anlamda SEKA bünyesinde kurulu bulunan “Seka, Türkiye Kağıt ve Selüloz Sanayii İşverenleri Sendikası” nın da KAMU-İŞ’e katılmasını takiben 11 Kasım 1985 tarihinde toplanan Genel Kurulda Ana Tüzük yeniden düzenlenmiş ve sendikamız bugünkü unvanı olan “KAMU-İŞ, Kamu İşletmeleri İşverenleri Sendikası” adını almıştır. Bu katılımlar ile üye sayısı 50’yi bulan sendikamız 1986 yılında “Çitosan, Türkiye Çimento, Toprak ve Cam Sanayii İşverenleri sendikası” nın da katılması ve kaydettiği yeni üyeleri ile üye sayısını 100’e çıkartmıştır.

       Bir taraftan teşkilatlanmasını tamamlayan sendikamız diğer yandan da sendika kadrosuna titizlikle seçilen genç elemanlarını istihdam etmiştir. Bu elemanlarını yoğun bir eğitim programının yanı sıra toplu iş sözleşmesi müzakerelerine fiilen katarak müzakere tekniği ve seyri hakkında işbaşında eğitim uygulaması yöntemi ile Türk Endüstriyel ilişkiler Sistemine kazandırmıştır. Bu dönemde hiçbir işveren sendikasına üye bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarının hemen hemen tamamı öngörülen program çerçevesinde KAMU-İŞ’e ve diğer kamu işveren sendikaları olan TÜRK KAMU-SEN ve TÜHİS’e üye olmuşlardır. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının bünyesinde kurulu olup faaliyet gösteren diğer işveren sendikaları (Enersan,Türkiye Kömür İşletmeleri İşveren Sendikası, Petrol İşverenleri sendikası vs.) ise TÜRK KAMU-SEN’e katılmışlardır. Böylece kamuda faaliyet gösteren işveren sendikalarının sayısı 12 – 13’lerden 3’e inmiştir. 1965 yılında Petrol İşverenleri sendikası olarak kurulan, 2821 sayılı Kanunun sağladığı imkan çerçevesinde 1 – 2 Şubat 1986’da yaptığı Olağan Genel Kurulunda aldığı karara göre Türkiye Maden, Enerji ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri sendikası olarak hukuki statüye kavuşan TÜRK KAMU-SEN ise daha sonra 1995 yılında yaptığı olağan genel kurulunda aldığı karar ile Sendikamıza katılmıştır.